Kolik ile nasıl başa çıkacağım?

Yeni doğum yaptınız, tam her şey istediğiniz gibi giderken bebeğinizin sürekli ağlama nöbetleriyle mi tanıştınız? Sizi kısa sürelide olsa biraz yorucu bir süreç bekliyor ama panik yok! İstinye Üniversite Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hekimi/Neonatoloji Uzmanı Burçin İşcan, kolik nedenlerini, bebeğinizi nasıl sakinleştirebileceğinizi ve tüm detayları sizlere özel olarak açıklıyor.

Hazırlayan: Şeyma Taşkıran

Yenidoğan döneminde ve ilk aylarda ağlama çok yaygın gördüğümüz bir durumdur, bazı bebekler ise diğerlerinden daha huzursuzdur ve daha fazla ağlarlar. Genel olarak kolik tekrarlayan ağlama nöbetleri olarak tanımlanabilir, yenidoğan ve çocuk hekimleri infantil kolik tanısını koyarken Wessel kriterlerini kullanırlar, Wessel’e göre günde üç saat, haftada üç gün ve en az üç haftadır devam eden ağlama ve huzursuzluk atakları infantil kolik olarak adlandırılır. Kolik bebekler genellikle, akşam saatlerinde ağlamaya başlar ve giderek ağlamalarının şiddeti artar, huzursuzdurlar ve kolaylıkla sakinleştirilemezler. Kolik ağlaması, normal ağlamadan farklıdır; bebek sakinleştirilemeden saatlerce ağlayabilir. Nöbetler genelde öğleden sonra veya akşam saatlerinde gözlenir. Genellikle kolik ağlaması her gün yineler. Nöbetler sırasında bebeğin yüzünde bir ağrı ifadesi oluşur, yumruklarını sıkar, ayaklarını karnına çeker. Karakteristik nöbet ani başlar, yüksek sesle ve sürekli ağlama gözlenir. Nöbet, bebeğin dışkı veya gaz çıkarması ile sonlanabileceği gibi tamamen yorulması ile de bitebilir. Meme aranan bir bebek emmeye başladıktan kısa bir süre sonra ağlayarak emmeyi bırakabilir ya da tam uykuya dalmışken birkaç dakika sonra uyanarak ağlamaya devam edebilir.

İnfantil kolik tanısı konulan bebeklerin aileleri ile yapılan ankette saptanan 9 önemli belirti:

  • Sakinleştirilemeyen uzun süre şiddetli ağlama.
  • Uyaran olmadan ani olarak başlayan şiddetli ağlama nöbetinin bir süre sonra birdenbire sonlanması.
  • Bebek kolik nöbetleri sırasında kendini geri atma, dizlerini karnına çekme, yumruklarını sıkma.
  • Uykusunun kesintili olması, tam uykuya dalamama.
  • Her gün aynı saatte veya özellikle gece ağlamaları.
  • Karında şişkinlik veya midede sertleşme gibi gas sancısı işaretleri.
  • Belirtilerin beslenmeden sonra başlaması..
  • Bağırsak hareketinden veya gaz çıkışından sonra belirtileri durması.
  • Sık kusma.

Koliğe neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte çeşitli teoriler öne sürülmüştür.

Koliğin meydana gelmesinde birçok faktörün katkısı olduğu düşünülmektedir, bu faktörlerin başında yenidoğanların sindirim sistemlerinin tam olgunlaşmamış olması, bağırsak florasında bakteriyel dengesizlik, sıkışmış bağırsak gazı, çevresel ve psikolojik faktörler, nörogelişimsel süreçler, 4. trimester teorisi gelir. Sindirim süreci karmaşık bir sinir sistemi tarafından düzenlenir. Gıda ve sıvılar peristaltik hareket denilen bir yöntemle bağırsak içerisinde hareket ettirilir. Bebekler olgunlaşmamış sindirim sistemleri nedeniyle bağırsak hareketlerini tam anlamıyla gerçekleştiremez ve bu durum gaz çıkarmaların da güçlükler yaşamalarına, aşırı huzursuz olmalarına ve sürekli ağlamalarına yol açabilir. Kolikli bebeklerde sıklıkla ıkınma ve benzeri hareketler gözlenebilir, kolik atakları sırasında karında şişlik görülebilir ve kolikli bebeklerin büyük kısmında kolik belirtilerinin bağırsak hareketiyle veya gaz çıkışı ile geçtiğini gözlenmiştir. Ayrıca yenidoğanlar da yararlı bakteri florasından yoksundur. İnfantil kolik belirtileri görülen bebeklerde kolik belirtileri azami altıncı aya kadar sürmesinin nedeni olgulaşan bağırsaklar ile bu şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

Kolik için en fazla kabul gören açıklamalardan biri de erken yenidoğan döneminde bebekte dışarıdan gelen uyarıları engelleyici bir mekanizmanın var olması, birinci ay içinde bu engelleyici mekanizmanın ortadan kalkması ve bebeğin dış uyaranlara karşı daha uyanık, daha duyarlı hale gelmesi şeklindedir. Çok sayıda uyaranla karşılaşan bebek, akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Sonuçta, nedensiz ağlamalar görülür. Bir süre sonra bebek bu uyaranlarla baş edebilmeye başlar ve kolik sona erer.

Bebeklerde görülen koliğin sebebini açıklamak için öne sürülen bir diğer teori 4. trimester teorisidir. Bu teori bir çocuk doktoru olan Dr Harvey Karp tarafından ortaya atılmıştır. Bebekler anne karnındaki gelişimi 9 ay 10 gün sürmektedir. Gebelik süreci üç aylık periyotlara yani trimesterlere ayırarak incelenmektedir. İlk trimesterde annenin bedeni hamileliğe hazırlanırken, bebeğin hücreleri büyük hızla çoğalıp ve organları oluşmaya başlamaktadır. İkinci ve üçüncü trimesterde ise bu organlar gelişmektedir. Anne rahminde gelişim evresini tamamlayamadan doğan bebek, bu gelişimi tamamlamak için doğumdan sonraki üç aya daha ihtiyaç duyduğu Doktor Karp tarafından öne sürülerek 4. trimester olarak adlandırılmıştır, Doktor Karp’a göre bebekler dünyaya 3 ay erken geldiklerinden bu hassas bebekler de dünyayla başa çıkmakta zorlandıkları için sıklıkla ağlamaktadırlar.

Psikolojik faktörlerinde  kolik gelişiminde rolü olduğu düşünülmüştür. Gebelikte stres ve fiziksel yakınmalar, aile içi sorunlar ve doğumda olumsuz tecrübeler de kolik gelişimiyle ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Gebelikte annenin endişeli olması ve annenin alkol tüketimi kolik riskini artırabileceği düşünülmekle birlikte bir annenin ruh hali bebeğin gaz sancılarına tek başına bir neden olamaz, bu nedenle annenin bu dönemde son derece hassas duygusal durumuna birde bebeğinde kolik semptomlarına yol açtığını düşünerek kendini suçlaması gereksizdir.

Koliğe neden olan çevresel faktörler içerisinde bebeğin sigara dumanına maruziyeti en dikkat çeken faktördür. Evde sigara içen birey sayısı ne kadar fazla ise bebekte kolik görülme olasılığı ve şiddeti o kadar fazladır.

Bebeklerde kolik benzeri ağlamalar aynı zamanda geçici laktoz eksikliği, inek sütü protein alerjisi  ile ilişkili olabildiği bilinmektedir

Yenidoğan erkek bebeklerde gaz probleminin daha fazla olduğu söyleniyor. Bunun nedeni nedir?

Kolik esasında erkek ve kız bebeklerde benzer sıklıkta görülmekle birlikte, erkek bebeklerin gaz problemlerini daha sık yaşadıkları bilinmektedir, bu durumun sebebi net olarak bilinmemekle birlikte, kız bebeklerin barsak ve sinir sistemlerinin daha olgun olarak dünyaya gelmelerinden kaynaklı bir koruyucu etki olduğu düşünülmektedir.

Anne sütü ile beslenen  bebeklerde mi yoksa mama alan bebeklerde mi daha çok gaz problemi görülür?

Anne sütü başlıca koruyucu faktördür. Anne sütünün bileşimi ve yapısı, bebeğin tam olarak gelişmemiş sindirim sistemi için en uygun gıdadır. Anne sütünün içeriğindeki aktif enzimatik yapılar, sindirimi kolaylaştırıcı etki sağlar, bunun yanında faydalı barsak florasının oluşmasını sağlayan ve destekleyen bir çok faktör içermektedir. Emziren annelerin dikkat etmesi gereken, her öğünde iki memeyi birden emzirmeye çalışmak bebeğin laktozdan zengin önsütü aşırı almasına neden olduğu için gaz sancılarına yol açabilir. Bu nedenle bebek bir memeyi tamamen bırakana dek o memeden emzirilmelidir.

Kolik bebeği olan emziren anneler beslenmesinde nelere dikkat etmeli?

Emziren annelerin bebeğinde ki gaz sancısını hafifletmek için yapabileceği bazı önlemlerin arasında kendinde gaz yapan yiyecek ve içeceklerden uzak durmasıdır. Annelerin yememesi gereken meyveler arasında kavun, ananas, çilek, portakal, böğürtlen, mango, limon, üzüm, tek çekirdekli meyveler (erik, kiraz, kayısı, şeftali vb.) gelmektedir.Bunların dışında diyetlerinde lahana, marul, turp, şalgam, domates, bezelye, brüksel lahanası, karnabahar, biber, soğan, sarımsak, brokoli, salatalık, mercimek, baharatlar, çikolata gibi yiyecekler ile kahve, kafeinli çay ve alkollü içecekler yer almaması gerekmektedir. Emziren anneler, bebeklerinde aşırı gaz olduğunda, kendi diyetlerindeki bu maddeleri gözden geçirmeli ve bebeğin ağlamaların belirgin biçimde kendi yediklerinden etkilendiğini tespit ediyorsa bu besinleri diyetinden çıkarabilir

“Koliğe neden olan çevresel faktörler içerisinde bebeğin sigara dumanına maruziyeti en dikkat çeken faktördür.”

Anne ve babaların ilk etapta yapmaları gerekenler neler?

Ağlayan bebeği yatıştırmak için birçok yöntem vardır. Ancak, bir bebeğin yatıştırılmasını sağlayan bir yöntem bir diğerinin daha çok ağlamasına yol açabilir. Bir yöntemden diğerine geçiş yapmak ya da aynı anda birden fazla yöntemi kullanmak, uyarıcı olabilir ve koliği artırabilir. Yavaş tonda bir şeyler mırıldanırken bebeği hafifçe sallamak, genellikle yararlı olmaktadır. Aşağıdaki yöntemler, ağlayan bebeği rahatlatmak için denenebilir:

Bebeğin kucakta, pusette, yatağında, hamakta, bebek altı haftalıktan büyükse otomatik bebek salıncağında ritmik şekilde sallanması. Çok sert sallama boyunda yaralanmaya yol açabileceğinden dikkatli olmak gerekir.

Arabasıyla gezdirmek

Bebeğin kanguru içinde ya da annenin/bakıcının kucağında tutulması. Bazı bebekleri sıkıca, kundaklar gibi sarmak işe yarayabilir.

Bebeğin kucağa alınıp annenin/bakıcının göğsüne yaslanmış şekilde tutulması. Sarılmak, bebekte güven hissi uyandırır. Bu arada, sırtına, hafifçe, aralıklı olarak minik vuruşlar uygulamanın da yararı olur.

Karına sıcak havlu uygulaması

Bebeğe ılık banyoya yaptırma

Şarkı söylemek. Bebeğin hangi müzik türünden hoşlandığını keşfetmeye çalışmalıdır. Beğendiği bir melodi tekrar tekrar söylenebilir.

Ritmik seslerden yararlanma. Birçok bebek vantilatör ya da elektrik süpürgesinin sesiyle, rahim içinde duyduğu guruldamaların teyp kaydıyla, doğadaki seslerle ya da babalarının sesleriyle sakinleşebilmektedir.

Bebeğe masaj yapılması. Okşanmaktan ve dokunulmaktan hoşlanan bebekler için masaj, sakinleştirici olabilir.

Kısa bir süre, annenin/bakıcının sırt üstü yatarak bebeği, üzerine yüzü koyun yatırması.

Sonuç olarak, ağlamaya erken yanıt, aşırı uyarıdan kaçınma, hafif yatıştırıcı hareketler, emzik kullanımı, kanguru kullanımı ve beyaz gürültü olarak adlandırılan (kurutma makinesi, elektrik süpürgesi sesi gibi) seslerin kullanımı infantil koliği azaltabilir. Ancak, infantil koliğin kanıtlanmış tek tedavisi zamandır.

Bebekler kaç aylık olana kadar kolik devam eder?

İnfantil kolik tipik olarak 2 haftalıkken başlar, 4-6 haftalıkken şiddetlenir ve 12 haftaya kadar  azalarak devam eder, bazen de 6 aya kadar sürer.

Gece uykularında kolik nedeniyle sorun yaşayan bebekler için anneler önerileriniz neler?

 Dr. Karp bebekleri sakinleştirmek için 5S kuralı:

Swaddling (Kundaklama): Sıkı bir şekilde yapılan kundaktan kaçının. Anne karnında bebekler rahat ve güvenli bir ortamdadır. O nedenle dünyaya geldiklerinde böyle bir ortamın yaratılması onu rahatlatabilir..

Side/Stomach position (Karın üstü/yan pozisyon): Bebeğinizi sol tarafına veya karın üstü kolunuzun üzerine yerleştirin. Buna bazı kaynaklarda Amerikan futbolu şekli de deniyor. Babaların bir kez alıştıktan sonra çok daha kolay bebeklerini bu pozisyonda sakinleştirdiklerini de söylüyor Dr. Karp kitabında. Bebek sakinleştikten ve hatta uyuduktan sonra güvenle yatağına yatırabilirsiniz..

Shushing sounds (Şışşş Sesleri): Aslında çoğumuz içgüdüsel olarak bebeklerimizi sakinleştirmek için şışşş sesi çıkarıyoruz. Dr. Karp da bundan bahsediyor. Tek farkla daha yüksek bir tonda şışlamak gerekiyormuş

Swinging (Sallayın): Bebeğinizi sallayın. Ancak bu hareket annelerimizin ayağında yastıkla yaptığı gibi yanlara doğru değil de dizlerimizden faydalanarak yaylanmak şeklinde olmalı. Şış sesi gibi, sallamanın da anne karnındaki ortamı taklit etmek olduğunu söylemektedir.

Sucking (Emzirin ya da emzik kullanın): Huysuz, huzursuz bir bebeği mutlu etmek için annelerin ilk aklına gelen de emme ihtiyacının emzik, biberon veya meme ile giderilmesi oluyor. Emme, bebek için içgüdüsel bir hareket olduğundan bebekler genelde emerek sakinleşirler.

Anne ve baba her şeyi doğru yapsa bile durum tamamen aynı olabilir. Burada önemli bir görevde anne dışındaki diğer aile bireylerine düşmektedir. Bu dönemde anneye ellerinde geldiğince fiziksel ve psikolojik olarak yardım etmeleri ve onun yükünü azaltmaları anneyi daha huzurlu yapacak ve üzerindeki stresi azaltacaktır. Kolik tüm aile ve özellikle anne için strese neden olur. Annenin üzerindeki yükü diğer aile bireylerinin de üstlenmesinde fayda vardır. Yapılabilecek en doğru şey, bebeğin ağlaması konusunda akılcı davranmaktır. Ancak, her anne-babanın bildiği gibi, bu yaklaşım kolay olmayabilir.

Kolik bebeklerin ilaç tedavi edilmesi mümkün mü? Tedavi sürecinden bahseder misiniz?

Kolik tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçların başında Simetikon içeren ilaçlar gelmektedir. Metcalf ve ark. tarafından yapılan çalışmada simetikonun yüzde 48 oranında etkili olduğu belirtilmiştir. Ancak, simetikona yanıt vermeyen bebeklerin yüzde 37’si plaseboya yanıt vermiş, ayrıca simetikona yanıt verenlerin yüzde 20’si aynı zamanda plaseboya da yanıt vermiştir. Bu durumda simetikonun etkinliğinin plasebodan farklı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Kolikli bebeklerde diğer bir tedavi seçeneği probiyotik damlalardır. Kolikli bebekler üzerinde yapılan çalışmalarda bu bebeklerin bağırsaklarında kolay gaz yaptığı bilinen Clostridium difficile adı verilen bakterinin koliksiz bebeklere göre daha fazla olduğu bulunmuştur, laktobacillus gibi faydalı mikroorganizmaları içeren probiyotik damlaların kolikli bebeklerde olumlu sonuçlar verdiğini destekleyen çalışmalar olmakla birlikte bu konuda görüş birliği sağlanamamıştır. Kolik tedavisinde birçok ilaç geliştirilmiş ve kullanılmakta olmasına rağmen bu ilaçların etkileri sınırlıdır, bir diğer nokta mevcut tedavilere bebeklerin farklı yanıtlar verebileceği, bir bebeğe iyi gelen tedavinin diğer bebekte işe yaramayabileceği akıldan çıkartılmamalıdır. Kolik tedavisinde en etkili ilacın zaman olduğu ve bebeği rahatlatan davranışsal yöntemlerin ilaçlar kadar etkili olduğu akıldan çıkartılmamalıdır.

“Kolik tüm aile ve özellikle anne için strese neden olur. Annenin üzerindeki yükü diğer aile bireylerinin de üstlenmesinde fayda vardır.”

Bebek Muhabbeti Dergisi Nisan Sayısından Alıntıdır:

https://readymag.com/bebekmuhabbeti/nisan2017/kolikilenasilbasacikilir/

Yazar Hakkında

İlginizi çekebilir