Bu bildiğiniz zehirlenme değil!

Gebelik zehirlenmesi hakkında bilginiz var mı? Yeditepe Üniverisitesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, anne adayları için preeklampsi hakkında sorularımızı yanıtlıyor.

Gebelik zehirlenmesi nedir? Belirtileri nelerdir?

Gebelik zehirlenmesi, tıpta “preeklampsi” olarak isimlendirilen; yüksek kan basıncı ve idrarda protein görülmesi ile karakterize bir gebelik komplikasyonudur. Gerçek bir zehirlenme durumu olmamasına rağmen halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen bu hastalıkta temel sorun aslında plasentadadır. Tedavisiz bırakıldığı durumda ölümcül olabilecek olan bu durumun tek kesin tedavisi bebeğin doğurtulmasıdır. Bunun yanında genellikle doğum için erken olan gebelik haftalarında tanı aldığından hasta ve doktorunu çoğu zaman zorlu bir süreç beklemektedir. Çünkü bebeğin gelişimini tamamlaması için zamana ihtiyaç vardır ancak aynı zamanda anneyi hayati risk altına sokmamak gerekmektedir.

Gebelikte kan basıncı takibi önemlidir çünkü preeklampsinin ilk bulgusu genellikle tansiyon yüksekliğidir. İki farklı zamanda (en az 4 saat aralıklarla) 140/90 mmHg ve üzerinde kan basıncı ölçümü anormal olarak kabul edilmektedir. Diğer bulgu ve belirtileri arasında idrarda protein görülmesi, ani kilo artışı ve ödem (özellikle ellerde ve yüzde), şiddetli baş ağrıları, ışığa karşı hassasiyet veya bulanık görme gibi görmede sorunlar, üst sağ karın ağrısı, idrar çıkışında azalma ve nefes darlığı sayılabilir. Ancak ödem normal gebeliklerde de sık karşılaştığımız bir durum olduğu için bu ve diğer belirtiler preeklampsinin kesin göstergesi olarak kabul edilemez. Dolayısıyla anne ve bebek açısından en güvenli gebelik düzenli gebelik muayenelerinin ve kan basıncı takiplerinin yapıldığı bir gebelik olacaktır.

Anne adaylarında gebelik zehirlenmesi görülme sıklığı nedir?

Preeklampsinin dünya genelinde bütün gebeliklerin %2-8’inde görülmektedir ve maalesef anne-bebek ölümünün başta gelen sebeplerindendir.

Gebelik zehirlenmesinin anne adaylarına ve bebeğe etkileri nasıl olur?

Daha önce de söylediğim gibi preeklampside sorunun plasentanın damar gelişiminde olduğu düşünülmektedir. İyi fonksiyon göstermeyen bir plasenta bebeğe yeterli besin ve oksijen iletilememesi anlamına gelir. Bu da bebekte gelişim geriliğine sebep olabilmektedir. Bunun yanında preeklampsi görülen gebelikler genellikle erken doğum ile sonuçlandığından bebeklerde prematüriteye bağlı sorunlarda da artış görülebilmektedir.

Anne açısından etkileri ise alınan tedavi ve riskli gebelik durumunun yönetimine bağlı değişiklik göstermektedir. Tedavi edilmemiş preeklampsi hem anne hem bebek açısından oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Preeklampsinin kelime anlamı “eklampsi öncesi”dir. Eklampsi, kontrol altına alınmamış preeklampsinin nöbetlerle karakterize ölümcül bir duruma gelmiş evresidir. Neyse ki günümüz koşullarında İyi yönetilmiş bir preeklamptik gebelik çoğunlukla tamamen sağlıklı bir anne ve bebek ile sonuçlanmaktadır.

Gebelik zehirlenmesinin risk faktörleri nelerdir?

  • Preeklampsinin risk faktörlerini şöyle özetleyebiliriz:
  • Preeklampsi öyküsü. Kişinin kendisinin önceden preeklampsi geçirmiş olması veya ailede preeklampsi öyküsü bulunması riski artırmaktadır.
  • İlk gebelik. Preeklampsi gelişme riski en fazla ilk gebeliklerde görülmektedir.
  • Yaş. 40 yaşından büyük annelerde daha sık görülmektedir.
  • Obez kadınların preeklampsi geliştirme riski artmıştır.
  • Çoğul gebelik. İkiz, üçüz ve dördüz gebeliklerde risk artmıştır.
  • İki gebelik arasındaki zaman. İki gebelik arasındaki sürenin 2 yıldan az veya 10 yıldan fazla olması riski arttırır.
  • Bazı kronik hastalıklar. Kronik tansiyon yüksekliği, migren, tip 1 ve 2 diyabet, böbrek hastalıkları, trombofili (pıhtı atma eğilimi), lupus gibi bazı hastalıklar preeklampsi riskini arttırmaktadır.

Preeklampsi hamileliğin hangi döneminde ortaya çıkıyor?

Preeklampsi gebeliğin 20. haftasından itibaren doğum sonrası 4-6 haftaya kadar olan dönemde ortaya çıkabilmekle birlikte genellikle 32. haftadan sonra ortaya çıkmaktadır. 20. haftadan önce tespit edilen hipertansiyon gebelik ile ilişkisiz kronik hipertansiyon olarak tanımlanır.

Gebelik zehirlenmesini önlemek mümkün mü?

Maalesef günümüzde preeklampsiyi önlemenin kesin bir yolu bulunmamaktadır. Yapılacak en iyi yaklaşım gebenin bütün gebelik takip randevularına düzenli gitmesi ve kendisine yazılan ilaçları kendisini iyi hissetse bile düzenli olarak kullanmasıdır. Hasta kendisine yapılan tansiyon ölçümü ve ve idrar tahlillerinin preeklampsiye erken tanı koymak amaçlı yapıldığını bilmeli ve bunları ihmal etmemelidir. Evde yüksek tansiyon ölçümü, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, şiddetli karın ağrısı, şiddetli nefes darlığı gibi preeklampsi göstergesi olabilecek bulgu ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Preeklampsinin tedavi sürecinden bahseder misiniz?

Preeklampsi tanısı almışsanız, doktorunuzun önerdiği tedaviye tam uyum göstermeniz önemlidir. Preeklampsi şiddetine göre üçe ayrılır ve tedavi şiddetine göre farklılık gösterir. Hafif preeklampsi genellikle düzenli tetkikler ve evde tansiyon takibi yapılmak üzere ayaktan takip edilir. Orta şiddette preeklampside ise tansiyon düşürücü ilaçlar verilir ve USG doppler ile plasentadan bebeğe olan kan akımı belli aralıklarla kontrol edilir. Bebeğin durumu iyiyse ve annenin durumu stabil ise, bu hastalar da evde istirahat etmek ve tansiyon takibi yapmak üzere ayaktan takip edilebilir. Ağır preeklampsi ise genellikle yatırılarak takip edilir. Bu hastaların monitörize edilerek yakın takip edilmeleri ve kan basınçlarının kontrol altında tutulmaları gerekir. Aynı zamanda bebeğin durumu da NST ile takip edilir. Şiddetli preeklampside genellikle eklampsi (nöbet) gelişimini engellemek için magnezyum içeren sürekli serum infüzyonu yapılır. Bütün medikal tedavilere rağmen kontrol altına alınamayan durumlarda annenin hayati riski gözönünden bulundurularak erken doğum yaptırılabilir.

Okurlarımız için eklemek istedikleriniz

Her ne kadar korkutucu sonuçlar doğurabilecek olsa da, günümüz şartlarında uygun tedavi ve takip yapılan preeklampsi gebeliklerinin büyük çoğunluğu sağlıklı bir anne ve bebek ile sonuçlanmaktadır. Preeklampsi tanısı almış gebeler bu durumun ciddi sonuçlar doğurabileceğinin bilincinde olmalı fakat doktorlarıyla koopere oldukları ve tedaviye uyum gösterdikleri müddetçe endişe duymamalıdırlar.

Yazar Hakkında

İlginizi çekebilir